I. BÖLÜM Reşat Petek ile “Adalet ve İstikrar” üzerine

Sayı:2 / Adalet ve İstikrar - Söyleşi

Fatih Yaman

Bu sayımızda adalet konusunda yapılmış iki röportajı sunuyoruz. Adaletin tanımından, algılanışına; işleyiş ve pratikteki yansımalarına dair sorularımızı Meclis’ten iki önemli isme sorduk. Sorularımızı AK Parti’den Reşat Petek ve CHP’den Mehmet Bekaroğlu cevaplandırdılar. Kendilerine teşekkür ederken, tek bir kelimesine dokunmadan röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz.
Bir kavram olarak “adalet”i nasıl tanımlıyorsunuz?
Hakkı sahibine teslim etmektir. İnsanlığın huzur ve saadetinin temeli adalettir. Ailede, akrabalar arasında, okulda, işyerinde, sınavlarda, trafikte vs. Aklınıza gelen her yer ve ortamda adalete ihtiyacımız var. 
 
“Adalet” ve “istikrar” bir arada olabilecek kavramlar mıdır? Genellikle biri diğeri lehine feragat edilen bir durum oluşmaktadır? Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bu soru yönetimle ilgili, “temsilde adalet yönetimde istikrar” ilkesi çerçevesinde sorulmuş ise, yönetim biçimi olarak demokrasiyi seçmiş toplumlarda, bu iki kavramın birlikte zikredilmesinde bir çelişki olmadığı kanaatindeyim. Demokrasi çoğunluğun yönetimi seçim yoluyla elde etmesi belirli bir süre sonunda seçimlerin yenilenerek halkın iradesinin yönetimde egemen olmasıdır. Böyle olmakla birlikte demokrasi çoğunluğun keyfi yönetimi anlamına da gelmez. İnsanların doğuştan var olan temel hak ve özgürlükleri demokrasi içinde mutlaka korunması gerekir. Bu nedenle demokrasi sadece çoğunluğun yönetimi olarak ifade edilirse en azından eksik bir ifade olur. Bunun yanında çoğulculuk ilkesi gereği azınlıkta olanların da temel hak ve özgürlüklerinin adalet anlayışı içinde korunduğu hak arama özgürlüğünü bağımsız ve tarafsız yargı makamlarınca güvence altına alındığı bir sistemdir. Bu çerçevede adalet ve istikrarın bir arada olması bir problem teşkil etmez. 
 
Sizce ülkemizde adalet ile ilgili sorunlar var mıdır? Varsa nelerdir?
Adalet ile ilgili sorunlar geçmişte de vardı günümüzde de var gelecekte de bu sorunların var olacağını söyleyebiliriz. Önemli olan sorunları minimize ederek adil çözümler bulabilmektir. Gerek yürütme erkinin icraatlarında, gerek yargıya intikal eden konularda, adil çözümlerin ortaya konulabilmesi diğer bir deyimle adaletin sağlanabilmesi sorunları asgari düzeye indirme anlamına gelecektir. Gerek yürütme gerek yargı erkleri insanlar eliyle yürütüldüğü için yetkili kişilerin aldığı eğitim ahlak ve mesleğinde yetişmiş olması tecrübesi gibi etkenler birlikte düşünüldüğünde sorunların kaynağına inmek mümkündür. Ayrıca adalete erişimin tüm vatandaşlar için sağlanabilmesi de adaletin ayrı bir gereğidir. Avukat tutma mahkeme harç ve masraflarını ödeme imkanı olmayanlara devletin müzahir olması yani yardımda bulunması adaletin tecellisinde son derece önemlidir. Hakimlerin ehliyeti liyakati bağımsız ve tarafsız olması hukuk bilgisi ile birlikte vicdani kanaatlerin oluşmasında toplumun sosyal yapısını inancını ahlaki değerlerini örf ve adetlerini gelenek ve göreneklerini yakından bilmesi de adil karar vermesinde hayati önemi haizdir. 
 
Yeni oluşturulan Cumhurbaşkanlığı sisteminde, adalet ve yargının oturduğu yer neresidir?
16 Nisan 2017 tarihinde halk oyuyla kabul edilen anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin benimsendiğini biliyoruz. Bu sistemde yargının bağımsızlığı ilkesi yanında Tarafsızlığı ilkesi de benimsenmiş ve anayasal kural haline gelmiştir. Tarafsızlık ilkesinin anayasaya girmiş olması yargı kurumu ve adalet için ne kadar önemli olduğu izahtan varestedir. 
 
15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştiren Fetullahçı terör örgütü yıllardır sinsice devlet organlarına sızarak bu darbe girişimi ne hazırlık yapmış bu bağlamda yargı mesleğine girmek suretiyle önemli Mevkiileri ele geçirmişlerdir. FETÖ’nün Yargı organları içindeki tahribatı da büyük olmuştur. Hakim ve savcıların yaklaşık üçte biri örgüt soruşturmaları sebebiyle meslekten uzaklaştırılmıştır. Feto ile mücadele ederken gündeme gelen cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yargı yeniden yapılandırılmış Yargıda birlik sağlanmış, askeri mahkemeler, askeri yüksek idare Mahkemesi Ve askeri Yargıtay kaldırılarak tüm mahkemelerin hâkimler ve Savcılar kurulu na bağlı olarak bağımsız ve tarafsız bir yapıda yeniden oluşturulması sağlanmıştır. 
 
Adaletin işleyişi konusunda olumlu ve olumsuz noktalar nelerdir? Sizce bu “olumlu”luklar ya da olumsuzlukları besleyen faktörleri nasıl sıralayabiliriz?
Başta hâkimler ve Savcılar kurulu, Yargıtay, Danıştay, anayasa Mahkemesi, adli ve idari mahkemeler içindeki hukuk dışı kaynaklardan emir talimat alan örgüt irtibat ve iltisaklısı Hakim ve savcıların yargıdan temizlenmiş olması olumlu bir gelişmedir. Zira hukukun üstünlüğüne dayanmayan, terör örgütü’nden aldığı talimatlarla yargı görevini yürüten hakim ve savcılar adaleti katletmiş ülkemize büyük zarar vermişlerdir. Kamuoyunda bilinen kumpas davaları özellikle Türk Silahlı kuvvetleri nde büyük tahribat yapmıştır. Mahkemelerin iş yükünün fazlalığı tecrübeli hakim ve savcıların azalması Bu dönemde adaletin işleyişine olumsuz etki etmektedir. Ancak ideolojik saplantılardan ve terör örgütü bağlantılarından uzak gerçekten ülkesini insanını seven vicdanlı ve adil hakim ve savcıların görevlerini fedakarlıkla sürdürmeleri umut vericidir. 
 
Solun adalet söylemi, iddiaları ve imkânı hakkında neler söylemek istersiniz?
Türkiye’de sağ-sol değerlendirmesi diğer ülkelerdeki sağ-sol anlayışlarıyla uyumlu değildir. Dünyadaki genel kabulün aksine Türkiye’de sol düşünce ve bu düşünceye bağlı siyasi hareketler halka uzak seçkinlerin menfaatlerini savunmaktadırlar. Bu nedenle solun adalet söylemi geniş kitleler de karşılığını bulamamıştır. Solun temsilcisi olarak görünen Cumhuriyet halk Partisi öncülüğünde yapılan adalet yürüyüşünde terör örgütlerine destek verenlerin propagandasını yapanların terör suçlularını övenlerin katılmış olması yürüyüşü sözde adalet yürüyüşü adı altında terör örgütlerinin gösterisine dönüştürmüştür. Sol hareketler Şimdiki yargıya acımasız eleştiriler getirirken yakın geçmişte ağırlıklı olarak solun hakim olduğu yüksek yargı ve yargıda her türlü adaletsizliğin olduğu Özellikle hukukun evrensel ilkelerinin ayaklar altına alındığı bir vakıadır. 27 Mayıs 1960 kanlı darbesi, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 Darbesi karşısında demokrasiye ve hukuk devletine sahip çıkma yerine darbecilerin arkasında duran yargının sol düşünce ile ittifak halinde olduğunu kimse inkar edemez. 
 
Sağın (İslamcı, milliyetçi vb.) adalet söylemi, iddiaları ve imkânları ile ilgili neler söylemek istersiniz?
İslami ve milli bir geleneğe dayanan adalet söylemi toplumun geniş bir kesiminin ihtiyaç ve taleplerine cevap verir niteliktedir. Özellikle mazlumun yanında olma, zayıfsın hakkını güçlü olandan alma, adil ve tarafsız olma, üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğünün savunma ilkeleri çerçevesinde bakıldığında olumsuz bir durum görülmemektedir. İlkesel olarak böyle olmakla birlikte bazı bireylerin şahsi hataları ve bireysel tutumları bu anlayışa olumsuz örnek olarak gösterilip zarar verdiği söylenebilir. Özellikle kendilerini dindar gösterip beyinlerini feto terör örgütü ne kiraya vermiş hakim ve savcıların yargıya adalete ve özellikle maske olarak kullanmaları sebebiyle sağ düşünceye büyük zarar verdiği söylenebilir. 
 
Türkiye’de ekonomik dağılım, fırsat eşitliği ve adaletin işleyişine dair neler söylemek istersiniz?
Bütün insanların ekonomik yönden eşit olduğu bir sistem dünyada yoktur. Türkiye’de de üretim paylaşım ve tüketim yönünden değerlendirdiğimizde Ülkemizde insanlarımız arasında farklılıklar olduğu şüphesizdir. Bu noktada devletin fonksiyonu mümkün olduğu ölçüde adaleti tesis etmek eşit işe eşit ücret verilmesi, insanların evrensel nitelikte temel haklarından kabul edilen mülkiyet hakkının korunması çalışma hürriyetinin sağlanması ile birlikte toplumun çalışma imkanı bulamayan fakir fukara İnsanlarla sosyal devlet anlayışı içinde asgari geçim şartlarını sağlamaktır. Son yıllarda Türkiye’de sosyal devlet anlayışı pratikte olumlu uygulamalara imza atmıştır. Yaşlıların kadınların çocukları engellilerin fakir ve fukaranın yanında olan ve ve yardım yapan bir devlet vardır. Özellikle evde bakım olan hastaların ve engellilerin devlet tarafından belirli bir maaşa bağlanması yanında tedavilerinin karşılanması olumlu çalışmalar olarak değerlendirilebilir. Anayasal sistem ve yeni çıkarılan yasalarla çalışma özgürlüğü serbes teşebbüs ve fırsat eşitliği sağlanmış olması Son derece önemlidir. 
 
Başkanlık sistemi ile birlikte yargının özerkliğini kaybedeceği iddiaları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Başkanlık sistemi ile yargının bağımsızlığını ve Tarafsızlığını kaybedeceği iddialarını hukuki mesnetlerden yoksun ayağı yere basmayan siyasi saiklerle söylenmiş iddialar olarak görüyorum. Hakimler Savcılar Kurulu’nun bazı üyelerini yürütmenin başı olan cumhurbaşkanı tarafından atanmış olması yine bazı üyelerin yasa mı organı olan Türkiye büyük millet Meclisi tarafından atanması sebebiyle yargının özerkliğini yeteceği iddia edilmekte ise de dünyadaki diğer demokratik hukuk devletlerinde bakıldığında benzer yapıların olduğu görülmektedir. Kaldı ki yakın siyasi tarihimizde de gerek cumhurbaşkanı gerek meclis yüksek yargı organlarına ve idari birim olan hakimler Savcılar yüksek kuruluna üye atamadaEtkin rol aldığını biliyoruz. 
 
KHK’lar önemli bir tartışma konusunu oluşturmakta. Sizce KHK’lar ve OHAL işlemleriyle ilgili problem var mı? Varsa nelerdir?
Olağanüstü hal, OHAL Anayasada çerçevesi çizilen anayasa ve hukuka uygun bir uygulamadır. Bu uygulamaya Türkiye büyük millet Meclisi nde çoğunluğun iradesi ile farklı siyasi partilerin ortak görüşü ile karar verilmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi ile hukuk devleti Ve demokrasi tamamen yok edilmek istenmesi karşısında anayasanın verdiği yetki ile devlet içindeki darbeci örgütün temizlenmesi demokratik sistemin hukuk devletinin insanların huzur ve refahının sağlanması amacıyla OHAL ilan edilmiştir. O halin tabii Sonucu olarak yine anayasanın verdiği yetkiler çerçevesinde karnın hükmünde kararnameler Çıkarılmakta akabinde Türkiye büyük millet meclis’in de görüşülerek normal mevzuat haline dönüştürülmektedir. KHK’lar da bir keyfilik söz konusu değildir hukuka uygun olarak gereken işlemler yapılmaktadır. 
 
Ana Muhalefet Partisi Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a uzanan adalet yürüyüşü geçen sene gerçekleşti. Kılıçdaroğlu ne talep ediyor ve neyi gerçekleştirmek istiyor?
Cumhuriyet halk Partisi lideri Sayın Kılıçdaroğlu’nu sözde adalet yürüyüşü, kanaatimce türkiye’deki adalet uygulamasına olumlu bir katkı sağlamamıştır. Adalet istiyoruz, adalet pankartlarının taşınması olumlu görülebilirse de, terör örgütleri ile irtibatlı ve iltisaklı olanların bu yürüyüşte elele tutmaları birlikte yürümeleri ayrıca adalet mekanizmasına en büyük darbeyi vuran FETÖ Örgütü mensuplarının organize bir biçimde dışarıdan verilen talimatlarla oluşturmaya çalıştıkları mağduriyet söylemlerine destek verilerek bağımsız ve tarafsız yargı mercilerine karşı tavır takınılması adalete, adalet anlayışına fayda yerine zarar vermiştir. 
 
Sizce adalet perspektifi ile bakıldığında Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?
Türkiye bir asırlık bir ülkenin adı değildir. Türkiye’nin kadim bir medeniyetin, dünyaya insanlığı ve adaletli uygulamaları ile göstermiş tatbik etmiş Bir milletin son devletinin adıdır. Son yıllarda Türkiye tarihi ve medeniyeti ile barışarak, İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine sahip çıkarak yoluna devam etmektedir. Darbe girişiminde bulunan 250 insanımızın şehit eden feto terör örgütü mensuplarıyla mücadelede bile hukuk devleti ilkelerine bağlı kalınması darbe suçuna İştirak ettiği görülen ve iddia olunanların yargı makamlarına teslim edilmesi ve bağımsız mahkemelerde yargılanmalarının sağlanması dünyada eşine ender rastlanan ya da rastlanmayan bir durumdur. Son iki yıldır yaşadığımız bu süreç bile Türkiye’nin hukuka saygılı adalete inanmış bir anlayışla yoluna devam ettiğini göstermektedir. Türkiye’nin geleceği için umut verici bir gelişme olarak değerlendirmek uygun olur kanaatindeyim. 
İLİMYURDU Yayıncılık ve Eğitim Hiz. Ltd. Şti.
Adres : Molla Gurani Mah. Akkoyunlu Sk.
            No: 36 Fındıkzade Fatih / İstanbul
Tel      : 0212 533 05 35
Faks   : 0212 631 53 69
Mail    : info@yetkindusunce.com
Tüm Hakları İlim Yurdu Yayıncılık’a aittir. Kaynak belirtilmeden hiçbir içerik kopyalanamaz. | Tasarım & Yazılım: Dizayn Sanat