Erkekliğin Türkiye Halleri Hale Bolak Boratav, Güler Okman Fişek, Hande Eslen Ziya
Sayı:29 / Erkeklik - Kitap Kritikleri
Feyza Nur KALECİ
Tu?rkiye’de toplumsal cinsiyet ile ilgili literatür incelendiğinde son yıllarda kadınları ve kadın olma durumunu merkeze alan, kadınlara odaklanan araştırmaların sayısı oldukça artıyorken; erkekler, erkeklikler, erkeklerin kimlik kurguları, gelişim su?reçleri, duygu ve düşünce du?nyaları, sorunları, endişeleri, beklentileri ile ilgili sosyolojik ve psikolojik araştırmaların sayısı eksik kalmış göru?nu?yor. Literatürde erkekliğin toplumsal değişim sürecinde yaşadığı dönüşümleri anlamaya yönelik yeterli araştırmanın olmadığı gözleniyor.
Tu?rkiye’de toplumsal cinsiyet ile ilgili literatür incelendiğinde son yıllarda kadınları ve kadın olma durumunu merkeze alan, kadınlara odaklanan araştırmaların sayısı oldukça artıyorken; erkekler, erkeklikler, erkeklerin kimlik kurguları, gelişim su?reçleri, duygu ve düşünce du?nyaları, sorunları, endişeleri, beklentileri ile ilgili sosyolojik ve psikolojik araştırmaların sayısı eksik kalmış göru?nu?yor. Literatürde erkekliğin toplumsal değişim sürecinde yaşadığı dönüşümleri anlamaya yönelik yeterli araştırmanın olmadığı gözleniyor. Türkiye’de sosyoloji ve psikoloji disiplini içinde erkeklik konusuna yönelik yapılan araştırmaların yetersizliği ve konu ile ilgili bir bilgi birikiminin henüz yeterli düzeyde oluşmaması, erkekliğe ve erkekliğin toplumsal değişim sürecinde yaşadığı dönüşümlere ilişkin nitelikli sosyolojik ve psikolojik çözümlemeleri gerekli kılmakta. Tu?bitak destekli “Erkekliğin Toplumsal ve Gelişimsel İnşası” başlıklı projenin kitaplaşmış hali olan
Erkekliğin Türkiye Halleri, literatürdeki bu bilimsel boşluğu doldurmayı, “doğal” ve “bildik” kabul edilen erkekliği tartışmaya açmayı ve anlamak için bir başlangıç yapmayı hedefliyor. Araştırma ayrıca
Tu?rkiye’de evli erkeklerin hem erkek olarak yetişirken geçtikleri gelişimsel su?reçleri hem de erkeklik öğretilerini nasıl edindiklerini ve hayata geçirdiklerini anlamayı, erkek kimliklerinin farklı gelişimsel dönemlerde ve aileden topluma uzanan değişik bağlamlarda nasıl yapılandığını, hangi dinamiklerle belirlendiğini araştırmayı hedefliyor.
Araştırma
“Erkeklik Literatürü”, “Araştırma Yöntemi”, “Nitel Araştırma Bulguları”, “Prototip Erkeklik Seyirleri”, “Nicel Araştırma Bulguları”, “Tartışma ve Sonuç” olmak üzere altı bölümden oluşmakta. Araştırmada erkeklik konusu, 5 ana başlıkla ele alınmakta:
-
Erkeklerin yetiştiği ailede anne ve baba ile ilişkiler ve sosyalizasyon dinamikleri,
-
Erkeklerin çalışma hayatı,
-
Erkeklerin kurduğu ailede çocuklar ile ilişkileri ve sosyalizasyon dinamikleri,
-
Erkeklerin evlilik ve eş ilişkisi,
-
Erkeklik ile ilgili toplumsal değerler, tutumlar ve kalıp yargılar.
Araştırmada erkekliğin sosyal ve ku?ltu?rel bir kurgu olarak nasıl şekillendiği ve pekiştirici öğelerin neler olduğu, erkeklerin bir erkek olarak toplumsallaştıkça erkekliği tanımlamalarında ne tu?r katmanlar oluşturdukları, erkeklerin davranışlarına yol açan tutumların altında yatan zihinsel ve duygusal yapının nasıllığı, erkekliğin hangi kavramlar kullanılarak tanımlandığı irdeleniyor. Bu bağlamda “erkekliğe erme” ve “erkek olmayı hak etme” pratikleri (askerlik yapmak, ilk cinsel deneyim, evlenmek ve baba olmak) ve bu pratiklerin atfedilen önemi ve algılanışlar inceleniyor.
Araştırma evliliğin, erkeğin hayatında önemli bir mihenk taşı olmasının altını çiziyor. Bu bakımdan sadece evli erkekleri kapsıyor. Araştırmada hem nitel hem nicel araştırma yöntemi birlikte kullanılıyor. Nicel araştırma yöntemi ile araştırmada sorulan soruların temsil edici bir örneklem kullanarak irdelenmesi hedefleniyor. Nitel araştırma yöntemi ile derinlemesine göru?şmelerle erkeklerin yaşantılarının, algılarının ve anlamlandırmalarının arkasında yatan su?reçleri ve dinamikleri irdeleyebilmek hedefleniyor. Araştırma, 2.000 evli erkekle yapılan anket çalışmasından ve 8 ilde 58 evli erkekle yapılan derinlemesine göru?şmelerden oluşuyor.
Araştırmanın temel argümanı, tek bir “erkeklikten” değil, “erkekliklerden” söz edilebileceği ve erkekliği yapılandıran ortak pratikler kadar aralarında farklılıkların da olduğu. Bu temel argüman,
“Prototip Erkeklik Seyirleri” bölümünde daha ayrıntılı inceleniyor ve tartışmaya açılıyor.
Araştırmanın birinci bölümünde erkek kimliklerinin oluşmasında belirleyici olan ilişkisel katmanlarla ilgili literatu?r inceleniyor. Bu bağlamda, erkeklerin çocuklukta anne-babalarıyla ilişkileri ve sonrasında kendi çocuklarıyla ilişkileri, çalışma hayatı ve evlilik hayatlarındaki yaşantıları değerlendiriliyor. Tu?rkiye’deki aile yapısı ve çocuk sosyalizasyon su?reçleri özellikle mercek altına alınıyor. Sonrasında, erkeklikler hakkındaki söylemlerle ilgili hem uluslararası literatu?r hem de Tu?rkiye’den çalışmalar sunularak erkeklik söylemlerinin barındırdığı çelişkilere dikkat çekiliyor.
Araştırmanın ikinci bölümü, araştırmanın nicel ve nitel yöntemine yönelik ayrıntılı bir sunumdan oluşuyor. Bu bölümde dikkat çeken unsur, araştırmanın nitel kısmının iki aşamada gerçekleştirilmesi. Nicel araştırma öncesinde gerçekleştirilen nitel araştırma kapsamında 24 derinlemesine göru?şme yapılması. Nicel araştırma sonrasında gerçekleştirilen tamamlayıcı nitelikteki nitel araştırma kapsamında ise 34 derinlemesine göru?şmenin daha yapılması. Derinlemesine göru?şme yapılan kişilerin niteliklerinin ise, nicel araştırma bulguları ışığında belirlenmesi. Araştırmanın nitel ve nicel kısmının birbirini tamamlayıcı olması ve araştırmada hem nitel hem nicel verilerin analizinin belirli aşamalarla yürütülmüş olması, araştırma bulgularının titizlikle işlendiğini göstermesi açısından önem arz etmekte.
Araştırmanın üçüncü bölümünde nitel araştırma bulguları sunuluyor. Nitel bulgular sunulurken aynı zamanda tartışılıyor. Tartışma bölümünün okuyucunun zihnine gelebilecek sorularla ve sıcak bir dille sunulması, araştırmayı okumayı keyifli hale getiriyor. Merak duygusu taze tutuluyor:
“Bu söylemin yanı sıra açıkça şikayet edenler, ilgiden yoksun kaldıklarını, bir “aferin” görmediklerini söyleyenler de yok değil. Ancak burada bir de çelişki var; kimi katılımcı “beni serbest bırakmadı” derken, kimi de “net yönlendirmedi” diye şikayet ediyor. Acaba bu kişiler ku?çu?kken tercih belirtmeye izin olmayınca, ergenlikte seçim yapmakta zorluk mu çektiler?” (s. 127)
“Bazılarının kız kardeşlerinin şefkat görmesini kıskandıklarını söylemeleri de ayrı bir konu. Katılımcıların ku?çu?k kardeşleri ya da kız kardeşlerine göre daha sert bir muamele görmeleri, baba ile bu?yu?k erkek çocuk arası rekabet konusunu du?şu?ndu?ru?yor. Acaba babanın; oğlunun bu?yu?du?ğu?nu? ve konuşulmaya layık olduğunu gördu?ğu? zaman, ancak oğlu askerliğini tamamladığı, yani erkek olduğu zaman mı oluyor?” (s. 128)
Araştırmanın dördüncü bölümünde “tek bir “erkeklikten” değil, “erkekliklerden” söz edilebileceği ve erkekliği yapılandıran ortak pratikler kadar aralarında farklılıkların da olduğu” temel argümanı, incelemeye alınıyor. Araştırmanın en ayırt edici bölümü,
“Prototip Erkeklik Seyirleri”. Araştırmada bazı erkeklik tipolojileri ya da prototip gelişimsel seyirler ortaya çıkarılabilir mi? Tu?rkiye’de yaşanan geçiş su?recinde farklı erkekliklerin ne şekilde yaşandığı? sorularından hareketle birbirinden belirgin şekilde farklılaşan beş farklı portreye sahip “erkeklik tipolojisi” ortaya konuluyor:
“Yoksuldan hallice, geleneğe sarılmış ve bundan hoşnut göru?nen, kendi yaşamı, eş ilişkisi ve çocuğuyla ilişkide kendini sorgulamayan, değişime çekinceyle/tedirginlikle bakan, arayışı reddeden geleneksel ailevi benlik özelliği gösteren erkekler” (s. 286)
“Taşra ve hatta Gu?neydoğu gerçeğinin ve yoksulluğun ezdiği erkekler; göç, yoksulluk ve yoksunluğun getirdiği çalkantılar bağlamında değişimle ilgili sorular, gelgitler, çelişkiler” (s. 288)
-
Bireyselleşme Arayışında:
“Taşralı, geçiş özellikleri gösteren ve bireyselleşme arayışı içinde olan, gu?nu? kurtarmanın ötesinde bir yaşam arayan, kendini ve koşullarını sorgulayan ve zorlamaya çalışan, özgu?n ilgi ve yetenekler için yer bulma çabası gösteren erkekler” (s. 290)
“Geçiş su?recinde, taşra kökenli, metropolde yaşayan, varsıl, gu?ncel kentsoylu yaşamla taşralılığı harmanlamış, geleceğe açık söylemin içinde korumacılık gibi geleneksel unsurlar barındıran erkekler” (s. 293)
-
Bireyselleşmiş Metropollü:
“Gelenek ötesi, yeniliğe açık, bireysel olduğu kadar ilişkisel açıklık özellikleri gösteren, varsıl, kentsoylu, metropolde yaşayan, öz değerlendirme ve kendini sorgulama yapabilen erkekler” (s. 295)
Bu beş farklı portreye sahip erkekler, gelenek ve görenekleri ne ölçu?de benimsedikleri, eş ve çocuklarıyla ilişkileri, toplumsal cinsiyetle ilgili tutum ve değerlendirmeleri ve değişime bireysel ve/ya ilişkisel du?zeyde- nasıl yaklaştıkları açısından sunuluyor. Tipolojiler arasındaki farklı ve ortak yönler ortaya konularak bu tipolojiler arasındaki farklılıklar ve ortaklıklar Tu?rkiye’deki toplumsal değişim su?reci bağlamında ne anlama geliyor? sorusuna yanıt aranıyor.
Araştırmanın beşinci bölümünde nicel araştırma bulguları, nitel araştırma bulgularıyla karşılaştırılarak sunuluyor.
Araştırmanın son bölümünde evli erkeklerin kendi ebeveynleriyle ve kendi çocuklarıyla ilişkileri, çalışma hayatı, evlilik ve eşle ilişki, erkekliğin söylemsel ve gelişimsel inşası tartışılıyor.
Sonuç olarak araştırma, Tu?rkiye’de erkeklerin yaşam ve kimlik edinme su?reçleri, gu?ndelik deneyimleri ve erkekliklere, toplumsal cinsiyete, kadın ve erkek ilişkilerine ait göru?şleri konusunda toplumsal cinsiyet literatu?ru?ne önemli katkılar sunmakta. Bununla birlikte Tu?rkiye’nin gu?ndeminde daha fazla yer almaya başlayan kadın-erkek eşitsizliğinin nedenlerine farklı bir bakış açısı getirerek çözu?mler u?retmesi bakımından da önem arz etmekte. Araştırma sonuçları, yeni araştırmalara kapı açması bakımından oldukça zengin ve önemli. Araştırma, Türkiye’de kadınların önu?nde ne gibi engeller olduğuna ayna tutması açısından da önemli bir katkı sunuyor. Bu engellerin farklı katmanlarda incelenmesi gerektiği yeni bir araştırma konusu olarak önümüze çıkıyor. Araştırma, ataerkil sistemin kadınları olduğu kadar erkekleri de ezdiğini, bu farkındalığın hem kadınlar hem de erkeklerce kazandırılması gerektiğini ileri sürüyor. Araştırmaya yönelik eleştirebileceğim nokta şu ki araştırmada annenin ev dışında çalışma statu?su?nu?n olumlu göru?lmesinin önemine çok değinilmekte. Araştırma, Türkiye’de kadının çalışma hayatında göru?nu?rlu?ğu?nu?n du?şmekte olduğunu, anneliğin kadınlara kariyer olarak dayatıldığını, bu bakımdan kadının toplumsal hayata katılımının desteklenmesi ve kadının gu?çlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak kadının çalışma hayatındaki varlığının ve göru?nu?rlu?ğu?nu?n artması, kadını mutlu edecek mi? Yani kadının mutlu olmasının anahtarı, çalışma hayatındaki varlığının ve göru?nu?rlu?ğu?nu?n artması mı? Kadın, çalışma hayatındaki varlığı ve görünürlüğü arttığında mı güçlü olacak? ya da güçlendirilecek? Evinde kendi erkeğinden şefkat söylemi ve değer göremeyen kadın, ev dışına çıkarak mı kendi değerini tesis edecek? Toplumumuzda kadınlar bir birey olarak kendilerini geliştirme konusunda oldukça bilinçlenmeye başladılar. Kadınların bu farkındalığa daha erken ulaşmış olmalarının sebebi, hem evin içinde hem evin dışında kadınlık fıtratlarını aşındıran ve kısıtlayan bir anlayışın daha açık ve baskın olması. Ancak aslında merkezde kadının farkındalığı değil; erkeğin farkındalığı daha büyük önem arz etmekte. Kadının duygu dünyası ve kadının fıtratı konusunda erkeklerin daha büyük bir farkındalığa sahip olması gerektiği aşikar.