Yapay Zeka AI

Yıl:9 Sayı: 35 (Temmuz - Ağustos - Eylül)

Yapay Zeka AI

Editörden
Çok yakın tarih ile kıyaslandığında, aradan geçen her sene bir yandan teknolojinin geometrik bir biçimde artışı, diğer yandan insan ve toplumlar açısından baş döndürücü bir farklılığın tecrübe edildiği bir dünyada yaşamaktayız. 1990’lı yıllarda bilgisayarlarla daha yoğun muhatap olan, interneti bu yüzyılın başında hayatına katan Türkiye gibi toplumlar için bu hızlı değişim, aynı zamanda nesiller arası farklılıklarda da mesafeler oluşturmuştur. Cep telefonlarının gündelik hayatın olmazsa olmazları arasına girdiği bir dünyada, 1980’li yılların iletişim ve ulaşım imkanlarına dair anekdotlar artık herkes için inanılması zor bir “milattan önce” duygusu uyandırmaktadır. Buna göre aynı zamanda çevre ve kültürün etkisindeki genç neslin zaman geçtikçe zihin dünyasındaki değişiklikleri anlamaya çalışmak bir mesele haline gelmektedir.
Yine yakın tarih ile kıyaslandığında hem bilginin üretimi hem de bilgiye erişim bağlamında önemli dönüşümler müşahede edilmektedir. Bir zamanlar kütüphane raflarında fiziki olarak erişilmeyi bekleyen kitaplar, şu anda dijital ortamda kolay bir şekilde erişimin nesnesidirler. Üstelik bu değişim bir insan hayatının içinde tecrübe edilebilen kısa bir sürede gerçekleşmiş bulunmaktadır. Böyle bir ortamda geleceğin neler getireceği konusunda insanlar mevcuda bakarak “olan”ı normalleştirmekte ve zihinler şimdiden hayallerin gerçeğe dönüşmesini beklemektedir.
Matbaanın icadının ardından kitapların ve dolayısıyla bilginin sıradan insanların eline geçmesini sorunsallaştıran bir dönemden artık dijital ortamlarda her türlü yayılan, işlenen bilgi(ler) ve perspektif geliştiren bir kitleselleşme çağına ulaştık. Bilgi bir yandan belirli zümrelerde bir “imtiyaz” olma konumunu kaybederken, diğer yandan kitlelere yayıldıkça “derin”lik ve “hikmet”le olan bağını da zayıflatmış görünmektedir. Bütün bu gelişmeler muvacehesinde insanın gittikçe çoğalan “bilgi” içinde kayboluşu da bir başka trajediyi yaratmaktadır.
Bugün yapay zeka, insanın ürettiği sistemli makineler olan bilgisayarlarla insanlığın önüne bir yandan imkan olarak açılırken, ciddi kolaylıklar da sağlamaktadır. Öte yandan insanın makinelerle ve yapay zeka ile kurduğu bu ilişki biçimleri ve üretilen bilgi ve veriler kendisini dönüştürmekte; eşya ile yeni ilişki biçimlerini zorunlu kılmakta ve hatta “kendi”sine yeniden bakmasına sebep olmaktadır.
İşte tüm bu zihni arka plandan hareket ederek Yetkin Düşünce dergisi farklı problem alanlarını gündeme getirmek üzere bu sayıyı yapay zeka konusuna ayırmıştır. Bu minvalde dosya konusuna makaleleriyle Mustafa Tekin, Kadir Canatan, Ali Öner, Devrim Özkan, Hakkı Tayfur, Muhammet Özdemir, Tahir Serindağ, Y. Emrah Keskiner, Ahmet Keleş, Yasir Buğra Eryılmaz, Şevki Işıklı katkıda bulunmuşlardır. Dosya dışı bölümde ise Cevdet Işık ile Ümit Aktaş  yer almaktadır. Söyleşi bölümünde Ömer Arslan ile Devrim Özkan’ın yanı sıra konuya uygun ilginç bir diyalog da bulacaksınız; Hakkı Tayfur’un Yapay zeka ile karşılıklı konuşması.
Kültür-Sanat bölümünde Zuhal Bayram “Dijital Çağda Sanatın Değişen Eli ve İnsan İzi” başlıklı yazısını okuyacaksınız. Bu sayıda kitap kritiği bölümünde dört değerlendirme yer almaktadır. Muhammet Özdemir, Büşra Emre, F. Zehra Kayhan ve Elif Funda Yılmaz konuyla ilgili önemli kitapları kritik ederek katkıda bulunmuşlardır. Tüm katkı sahiplerine içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. 
Dünya gerçekten paradigmal bir değişimden geçmektedir. Fakat bu değişim her anlamda oldukça sancılı geçmektedir. Bir yandan dünya ölçeğinde farklı yerlerde artan çatışmalar, diğer yandan küresel aktörlerin tedirgin bekleyişleri ve artan sorunları, dünya ölçeğinde yaşanan karmaşıklıklar, ekonomik, sosyal, siyasal belirsizlikler ilk bakışta ortaya çıkan tezahürlerdir. İnsanlığın yaşadığı çok boyutlu sorunlara ışık tutmak, tartışmalarla geleceğe doğru projeksiyon geliştirmek hedefinde olan Yetkin Düşünce dergisi, geliştirdiği vizyon ile farkını göstermektedir. Bu yolculukta siz değerli okurlarımızın desteği her zaman bize güç vermeye devam edecektir. 
Yetkin Düşünce dergisi 2026 yılının dördüncü sayısını “İslam Düşüncesi ve Raşid Gannuşi” konusuna ayırmıştır. Derginiz Yetkin Düşünce artık inşai bir düşünce ortaya koymanın gerekliliği fikrinden hareket ederek her yıl bir sayısını özelde İslam düşüncesinin bir konusuna ayırmayı planlamıştır. Bu bağlamda Raşid Gannuşi İslam düşüncesine çok boyutlu katkıları açısından bu yılın dördüncü sayısının konusu olarak düşünülmüştür. Bu minvalde yazarlarımızı konuyla ilgili katkı yapmaya çağırırken, sağlık, mutluluk ve başarı temennisiyle… 
 Mustafa TEKİN
Genel Yayın Yönetmeni 

Dosya

İnsan-Makine İlişkisi
Özet

Hiç kuşkusuz yapay zeka başta olmak üzere bugünün teknolojik gelişmelerinde oldukça erken bir zamanda makinelerin düşünebilmesi üzerine insanla kıyaslayarak analizler geliştiren Rene Descartes’a da bir pay vermek gerekir. Her ne kadar makinelerin düşünebilmesi noktasında olumsuz görüşe sahip olsa da modern dünyanın düşünsel referanslarından olan ve Hegel’e göre ilk modern insan sayılan Descartes’ın yaklaşımlarının bugünü doğurduğuna kuşku yoktur.

...
Mustafa Tekin
Prof. Dr. / İstanbul Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
Empirical Turn, YZ Felsefesi ve Türkiye Akademisi
Özet

Giriş
Bu yazının amacı Avrupa Birliği’nin gelişmiş ülkelerindeki filozofların teknoloji felsefesi ve yapay zekâ felsefesi metinlerinden başlayarak Kuzey Amerika ve Çin’i de gözeten bir bilinç zamanı saptamasında bulunmak ve buna göre Türkiye akademisinin bilinç zamanını değerlendirmektir. Böyle bir çalışma çerçevesini Hollanda, İtalya, Almanya ve Fransa akademilerinde uzun zamandır görmek mümkün olduğu ve söz konusu ülkeler de kendi akademik bilinç zamanlarını tayin etmek üzere bu türden karşılaştırmalı değerlendirme çalışmalarını yapmaya başladıkları için Türkiye’deki akademik bilinç zamanını tayin etmek girişimi bir gereksinimdir. Çünkü aydınlanmayı da içeren kapitalizm ve endüstri devriminin ardından gelen bireyselleşme ve nükleer enerji yarışı da vadesini doldurmuş ve 21. yüzyılın ikinci yarısında küresel kültüre bir anda ve yoğun bir biçimde dâhil olan yapay zekâ ile birlikte bir “dijital” veya “teknolojik” ya da “yapay zekâ” nitelikli modernleşme söz konusu olmuştur. Asya teknoloji ve özellikle yapay zekâ ile birlikte yükseliyor ve bütün modern kurumlar ve kazanımlar büyük ölçüde değişecek veya dönüşecek gibi görünmektedir. Her şeyin ölçüsü çalışarak üreten ve kazanarak yeni bir toplumsal dayanışma yaratabilen insandır.[1]  



[1] Toplumsal görecelik ve ortak bağlayıcı bilgi ölçütü arayışları uzun zamandır sosyal bilim araştırmalarının gündemindedir. Bu çerçeveyi bazı araştırmacılar ahlaki konumla doldurmayı denerken başka bazı araştırmacılar gücün belirleyiciliğiyle doldurmayı tercih edebilmektedirler. ‘Gelişmekte ve yükselmekte olan toplumsal insan’ yaklaşımı ise Çin’in tüm dünyadaki uluslararası etkisini gözeten en gerçekçi ölçüt gibi görünmektedir. Bu çalışmada metinleri göz önünde bulundurulan Çinli filozof Bocong Li’nin kitabı da bu son somut ve deneyimsel ölçütü dolaylamaktadır. Bkz. Natalie Alana Ashton, Martin Kusch, Robin McKenna, Katharina Anna Sodoma (Ed.), Social Epistemology and Relativism, New York, London: Routledge, Taylor and Francis Group, 2020; Bocong Li, An Introduction to the Philosophy of Engineering: I Create, Therefore I Am; Çinceden İngilizceye Çev.: Nan Wang, Shunfu Zhang, Berlin: Springer, 2021.

...
Muhammet Özdemir
Yrd. Doç. Dr. / İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi
Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi
Yapay Zekadaki Güncel Gelişmelerin Ekonomik Dönüşüm Üzerine Etkileri: Üretkenlik, Otomasyon, Yaratıcılık ve İnsan Emeği
Özet

1. GİRİŞ
Yapay zekâ alanındaki hızlı ilerlemeler, ekonomik üretimin örgütlenme biçimini, insan emeğinin üretim sistemi içindeki yerini ve teknolojik yeniliklerin nasıl geliştiğini önemli ölçüde dönüştürme yönünde güçlü bir potansiyele sahiptir. Günümüzde yapay zekâ sistemleri, büyük ölçekli bilgi birikimini işleyebilme, doğal dili anlamak ve kullanmak suretiyle etkileşim kurabilme, karmaşık nitelikteki sorunlara çözüm üretme, yazılım geliştirme süreçlerindeki kodlama çalışmalarına doğrudan katılabilme ve çok sayıda olasılığı insanlara kıyasla daha hızlı biçimde değerlendirebilme yetkinliklerine ulaşmıştır. Bununla birlikte güncel sistemler, uzun süreli ve tutarlı bir düşünme yürütme, derinlikli kavramsal modeller kurma, tamamen özgün fikirler ortaya koyma ve araştırma süreçlerini baştan sona bütünüyle bağımsız şekilde yönetme bakımından hâlen bazı önemli sınırlılıkları bünyesinde barındırmaktadır. Yapay zekâ teknolojilerinin gelişiminde belirleyici unsurlardan biri, bu sistemlerin yalnızca mevcut ekonomik faaliyetlerin içinde kullanılmakla kalmayıp aynı zamanda yeni teknolojilerin üretilmesine ve yeni yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesine katkı verir hâle gelmesidir. Yapay zekâ destekli araştırma ve kodlama faaliyetlerinin hızlanması, teknolojik gelişme sürecinin de benzer biçimde ivme kazanabileceğini düşündürmektedir. Ekonomik açıdan bakıldığında bu durum, yapay zekânın yalnızca mevcut üretim süreçlerini daha verimli hâle getiren sıradan bir araç olmadığı; aynı zamanda üretim teknolojilerinin gelişme hızını artırabilen bir mekanizma olarak işlev görebileceği sonucunu destekler. Yapay zekânın ekonomik etkisinin bir başka kritik boyutu, insan emeğinin belirli ölçülerde otomatikleştirilmesidir. Otomasyonun yaygınlaşması, üretim maliyetlerinin düşmesine ve belirli iş kollarında gerekli insan emeğinin azalmasına yol açabilir. Teknolojik olarak daha ileri bir aşamaya geçildiğinde, ekonomik faaliyetlerin çok büyük bir kısmının makineler tarafından gerçekleştirilmesi de mümkün hale gelebilir. Böyle bir dönüşüm, çalışma ile gelir arasındaki geleneksel ilişkinin yeniden ele alınmasını ve gerekirse yeniden tanımlanmasını gerektirebilir. İnsan emeğine duyulan zorunluluğun azalması, ekonomik açıdan kayda değer bir üretkenlik artışı üretme potansiyeline sahipken; gelir dağılımı, toplumsal hedefler, eğitim düzeni ve çalışma yaşamının niteliği açısından yeni tür sorunları da beraberinde getirebilir. Bu nedenle yapay zekâ kaynaklı dönüşüm, yalnızca teknolojik kapasitenin artışı üzerinden değil, teknolojinin toplumsal ve kültürel bağlamı ve ortaya çıkardığı sonuçların toplum tarafından nasıl tartışıldığı üzerinden de değerlendirilmelidir. Romele'nin yaklaşımı, yapay zekânın yalnızca teknik özelliklerine odaklanmak yerine, teknolojinin toplumsal ve kültürel boyutlarının ve yapay zekâ hakkındaki tahayyüllerin dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır (Romele, 2024, s. 162). Ayrıca yapay zekânın insan yaratıcılığıyla ilişkisi de tek yönlü biçimde ele alınmamalıdır. İnsanların yaratıcı üretim süreçlerinin algoritmik teknolojilerle ilişkisi dönüşürken, yapay zekânın insan üreticilerin konumunu nasıl değiştireceği önemli bir tartışma alanı olmaya devam etmektedir (Romele, 2024, s. 9, 140). Dolayısıyla geleceğin ekonomik yapısında insan emeğinin değeri, yalnızca fiziksel ya da rutin zihinsel üretim kapasitesi üzerinden değil; yeni fikirler üretme ve yaratıcı faaliyetler gerçekleştirme becerisi üzerinden yeniden tanımlanabilir. Yapay zekânın sağlık, bilimsel araştırma, güvenlik, teknoloji ve yaşam kalitesi alanlarında sağlayabileceği ilerlemeler de ekonomik refahın daha geniş bir kesime yayılmasına katkıda bulunabilir. Bununla birlikte yapay zekâ sistemlerinin yüksek performans ve kapasite seviyelerine ulaşması, sistemlerin insan amaçlarıyla uyumlu biçimde çalışmasını sağlayacak güvenlik ve yönetişim mekanizmalarının önemini artırmaktadır. Bu kapsamda yapay zekâ; üretkenliği yükseltme, teknolojik gelişmeyi hızlandırma, insan emeğinin zorunlu rolünü azaltma ve yeni ekonomik faaliyet alanları ortaya çıkarma potansiyeline sahiptir. Ancak bu potansiyelin insan refahını güçlendiren bir ekonomik düzene dönüşebilmesi, teknolojik ilerlemenin insan değerleriyle uyumlu şekilde yönlendirilmesine bağlıdır.

...
Devrim Özkan

Prof. Dr. Devrim Özkan, lisans eğitimini Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünde tamamladı. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo, Televizyon ve Sinema programında doktora eğitimini tamamladıktan sonra iletişim, medya, toplum ve siyaset ekseninde çalışmalarını sürdürdü. Afyon Kocatepe Üniversitesi ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2016-2017 yıllarında University of Buckingham bünyesindeki Max Beloff Centre for the Study of Liberty’de doktora sonrası araştırmalar yürüttü. 2023 yılında profesör olan Özkan, halen Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde akademik çalışmalarını sürdürmektedir. İletişim kuramları, medya, siyaset ve kültür arasındaki ilişkiler üzerine çalışan Özkan, teknolojik dönüşümleri sosyal bilimlerin kavramsal birikimi içinden ele almaktadır.

Tanrının Zuhuru İnsandan İnsanın Tasarımı Yapay Zekâya (AI) Varoluşun Anlamı
Özet

 
Giriş
Nick Bostrom’un “Are We Living in a Computer Simulation?”[1] makalesine atıf yaparak başlamak istiyorum ve şöyle soruyorum; “biz de bir yapay zekâ (AI) mıyız? Ya da biyolojik bir canlı ile yapay zekâ arasında ne gibi özsel bir fark vardır? İnsanı Tanrı’nın bir tasarımı olarak kabul edersek ki tüm dinler bunu iddia etmektedir, o zaman “tasarım” olmak bakımından insan ile AI arasında ne gibi ayırt edici bir farktan söz edebiliriz? Nihayet her ikisi de tasarımdır. Hatta denilebilir ki, insanın tasarımı AI’ın tasarımını bilkuvve ihtiva ettiğinden AI da bir Tanrısal tasarımdır. Bu yargı, insanın Tanrı’nın bir tasarımı olması ile koşulludur. Şöyle bir örnek aydınlatıcı olabilir, AI insanın tasarımıdır. Diyelim ki bir gün AI’ın kendisi de bir tasarımda bulundu ve kendisinden farklı yeni bir yapay zekâ üretti. Üretilen bu yapay zekâ özünde insanın bir tasarımı olarak görülmelidir çünkü AI ona göre programlanmıştır. Hiçbir AI programını aşamaz. Program AI için aşkındır. İnsan da Tanrısal bir AI olarak ne üretirse üretsin Tanrı’nın programladığını üretmiş olacaktır. O halde bu yaklaşımın bir sonucu olarak AI insanın elinde zuhur eden Tanrısal bir tasarımdır, denebilir. Burada akla döngüsellik sorunu gelebilir çünkü bu perspektiften bir tasarım sürekli bir önceki tasarımcıya gönderimde bulunur. Bunun zorunlu sonucu ise Tanrı’nın da bir tasarım olmasıdır. Nitekim atıfta bulunduğum makale bu döngüye dikkat çekmiştir. Aristotelesçi bir yaklaşımla “İlk Tasarımcı”nın bir tasarımcıya ihtiyacının olmadığı metafizik bir ön kabul ile döngüye son verebiliriz ancak bu, mevcut sorunu çözmez. Çünkü böyle bir aksiyomatik kabul kanıtlanmaya muhtaç bir sorun olma vasfını her daim koruyacaktır. O halde biz nasıl bir sorunla karşı karşıyayız ve ben bu yazımda okuyucuma ne söylemeye çalışacağım? Aşağıdaki başlıkta bu cevabı arayacağım. 



[1] Nick Bostrom, Are We Living in a Computer Simulation?, The Philosophical Quarterly, vol. 53, No 211, April 2003.

...
Ahmet Keleş
Prof. Dr./ Dicle Üniversitesi
Teknolojik Akıl, Dijital Vesayet ve İnsan Öznelliğinin Aşınması Üzerine
Özet

 
Yapay zekâ, en basit anlamıyla, insanın öğrenme, muhakeme etme, problem çözme ve karar verme gibi zihinsel faaliyetlerini bilgisayar sistemleri aracılığıyla taklit etmeyi amaçlayan teknolojilerin genel adıdır. Günümüzde yapay zekâ, arama motorlarından sosyal medya algoritmalarına, sağlık sistemlerinden eğitim teknolojilerine kadar hayatın hemen her alanına nüfuz etmiş durumdadır. İlk bakışta insan hayatını kolaylaştıran bir araç olarak görülen yapay zekâ, daha derin bir incelemeyle yalnızca teknik bir gelişme olmadığı, aynı zamanda insanın bilgiyle, hakikatle, toplumla ve nihayet kendisiyle kurduğu ilişkinin dönüşümünü temsil eden ontolojik bir kırılma olarak da okunabilir.

...
Ali Öner
Zihnin Yapısı, İşleyişi ve YZ`nın Zihin Üzerindeki Etkisi
Özet

Zihnin Dört Katmanı: Zekâ, Hafıza, Kimlik ve Saf İdrak
İnsan zihni çoğu zaman tek bir merkez gibi düşünülür. Oysa daha yakından bakıldığında zihin, birbirinden farklı fakat sürekli etkileşim halinde bulunan katmanlardan oluşur. İnsan düşünür, hatırlar, kendini bir “ben” olarak kurar ve bazen bütün bu psikolojik süreçlerin ötesinde daha saf, daha doğrudan bir farkındalık alanına temas eder. Bu nedenle zihni sadece “düşünme makinesi” olarak görmek yeterli değildir. Zihin, aynı zamanda anlam üreten, geçmişi taşıyan, benlik inşa eden ve hakikate açılan çok boyutlu bir iç dünyadır.

...
Kadir Canatan
Prof. Dr./Sabahattin Zaim Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Yapay Zekâ Çağında İnsan: Sınır İhlalinin Son Aşaması Olarak Dijital Yerleşiklik
Özet

İnsanlık tarihini belirleyen en kritik eşiklerden biri, göçebelikten yerleşik hayata geçiştir. Bu geçiş, çoğu zaman üretim biçimlerinin değişimi ya da tarımın keşfi gibi teknik süreçler üzerinden anlatılır. Oysa daha derinde bu dönüşüm, insanın varlıkla kurduğu ilişkinin mahiyetinde köklü bir kırılmaya işaret eder. Göçebe insan, içinde bulunduğu tabiatın ritmine uyum sağlayarak ona eşlik eden bir varoluş biçimini temsil ederken; yerleşik insan, doğayı dönüştürmeye, sınırlandırmaya ve nihayetinde ona hükmetmeye yönelen yeni bir öznenin doğuşunu simgeler.

...
Y. Emrah Keskiner
Yapay Zekâdan Sonra Yaratıcılık
Yazının tamamını okumak için : Yazıyı Oku

Özet

1.
Yapay zekâ ile ürettiğim işleri paylaştığımda en sık duyduğum tepki tek bir cümlede toplanıyor: “Bunu sen yapmadın.” Bunun daha uzun bir versiyonu da var: “Bu görüntüler binlerce insanın işinden damıtıldı; sen birkaç satır yazdın; ortada sana ait bir şey yok.”
Bu itiraz beni şaşırtmıyor; çünkü yeni değil. Fotoğraf yaygınlaşırken onun sanat olamayacağı, çünkü görüntüyü sanatçının değil makinenin meydana getirdiği ileri sürüldü. Duchamp bir pisuarı sergiye gönderdiğinde de benzer bir itirazla karşılaştı. Örnekleme, yani sampling, hip-hop’ın temel üretim biçimlerinden biri hâline geldiğinde yöneltilen suçlama da aynıydı. Her seferinde soru değişmeden kaldı: Üretimi yapan sen değilsen yaratıcı emek nerede?

...
Yasir Buğra Eryılmaz
Tasarımcı ve görsel sanatçı
Yapay Zekâ Bilinç Kazanırsa Değil, Bilinçten Ayırt Edilemez Hâle Gelirse Ne Olur?
Özet

Yapay zekâ tartışmalarında her yol, nedense dönüp dolaşıp aynı ontolojik soruya çıkıyor: “Makineler bilinç kazanabilir mi?” Bu soru, felsefenin yeni oyuncağı değildir. Descartes’ın hayvan-makinelerinden Turing’in taklit oyununa, Searle’ün Çin Odası’na kadar uzanan eski bir meselenin devamıdır. Bugün değişen şey, sorunun kendisinden ziyade, soruyu sorduğumuz varlığın bize cevap verebilmeye başlamasıdır. Üstelik bu varlık yalnızca cevap vermekle kalmıyor; şaka yapıyor, itiraz ediyor, özür diliyor, şiir yazıyor, şarkı söylüyor, teselli ediyor; yapamaz denilen hemen her şeyi yapıyor, bazen insandan daha sabırlı davranıyor. Henüz kahve içemiyor olabilir fakat kahvenizin soğumasına üzüldüğünü söyleyebiliyor. Bizi, sanki ekranların arkasında bilinçli biri varmış gibi düşünmeye itiyor. Yaklaşan asıl kırılma, yapay zekânın gerçekten bilinç kazanıp kazanmayacağı değildir. Daha tehlikeli ve daha yakıcı olan soru şudur:  Bir yapay zekânın bilinçli olup olmadığını ayırt edemeyeceğimiz bir aşamaya ulaşabilir miyiz? Bu soruya “evet” cevabı verilirse mesele ontolojiden epistemolojiye taşınır. Artık “Makinenin içinde bilinç var mı?” diye sormayı bırakabilir,  “Varsa veya yoksa bunu nasıl bileceğiz?” diye sormaya başlayabiliriz.

...
Şevki Işıklı
Prof. Dr. Şevki Işıklı / Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi
Narkozlu Bıçak Habitusu Bir Kuşak Acı Duymadan Nasıl Yontuluyor
Özet

Ameliyat masasındaki hastayı düşünün. Bedeni kesiliyor, bir parçası alınıyor, dokusu yeniden biçimlendiriliyor. Ama hasta acı duymuyor. Narkoz altında, belki tatlı bir rüya görüyor. Kesiğin acısını değil, uyuşmanın huzurunu yaşıyor. Ameliyat bittiğinde iz kalacak, doku değişmiş olacak, beden bir daha eskisi gibi olmayacak; ama hasta bütün bunları hissetmeden geçirecek. İşte bugün bir kuşak, tam da böyle bir masada yatıyor. Yontuluyor, biçimlendiriliyor, bir kalıba sokuluyor; ama hiç acı duymuyor. Üstelik uyandığında, bu ameliyatı kendisinin istediğine, hatta kendisinin yaptığına inanacak.

...
Hakkı Tayfur
Kanada’da Bulunan Göçmenlerin Yapay Zekâ Kullanımları Üzerine İzlenimler
Özet

Göç etmek sadece bir yerden başka bir yere gitmek değil; alışılmış yaşam pratiklerinin köklü değişimini de ifade eder. En başta dünyayla kurulan ilişkiyi belirleyen “ana dil”, yeni girilen dünyada işlevselliğini kaybeder ve ilk maduniyet burada başlar. Sonrasında yaşam alışkanlıklarını oluşturan kültür, gelenek ve görenekler, akrabalık ilişkileri ve iş yaşamı deneyimleri bu yeni dünyada kısmen geçersiz ve nostaljik bir hâl alır. Göç eden bireyler yeni sosyal kodları hevesle öğrenmeye çalışırken en az bir o kadar da eski yaşam kodlarını unutmaya meyillidir. Özellikle göç kararının kişinin kendi seçimiyle gerçekleştiği durumlarda, göç edebilmiş olmanın verdiği coşkuyla yeni dünyaya giren göçmenler uzun bir süre neredeyse bir zafer sarhoşluğu içinde gelinen ülkenin “harikalık”larından bahseder ve mutludur. Fakat bazı göçmenlerin sonradan fark edeceği üzere hukuk, güvenlik ve bürokratik işlemlerin yanında mensup oldukları topluluğun geçirdiği dönüşüm, bu mutluluk ve coşkunun yavaş yavaş yerini hayal kırıklığına bırakmasına neden olur.

...
Tahir Serindağ
Felsefe ve post-kolonyalizm araştırmacısı, Kanada
Düşünen-Üreten İnsandan Robotik Yaratığa İnsanın Tükenişi
Özet

GİRİŞ: Aydınlanmanın Varlık ve Bilgi Tasavvurunda İnsanın Yeri
Son yılların en popüler tartışma konusu yapay zekâ etrafında cereyan etmektedir ve devletlerden şirketlere, STK’lardan akademik kurumlara kadar herkes onun hakkında bir şey söylemekte ve kendisine bir konum belirlemektedir. Bilgiye/malumata, habere ulaşmayı kolaylaştırıp hızlandırdığı, eğitimden ekonomiye, teknolojiden uluslar arsı ilişkilere tüm öğrenme modellerini devre dışı bırakmaya başladığı, neredeyse geleneksel ve kurumsal tüm usul ve yöntemler işlevsiz hale geldiği için her birey ve kurum kendisini bu tartışmanın dışında tutamamaktadır. Devletler nezdinde bile bir heyecan ve yarış söz konusudur. Ben konuya daha soğukkanlı yaklaşanlardanım ve yapay zekânın ne olduğundan, nasıl işlediğinden, ne ürettiğinden, nasıl ürettiğinden ve insana etkisinden çok onu var eden zihin/ akıl ile ilgileniyorum. Bu zihni/aklı anlamak bana daha anlamlı ve daha işlevsel geliyor. Ayrıca onu anlamak, modern insandaki karşılığını ve etkilerini de anlamamızı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Yapay zekânın, boyutu, işlevi, insana etkisi ne olursa olsun sonunda o bir araç ve alet olduğundan, olması gerektiğinden dolayı (en azından ben öyle düşünüyorum), tartışmayı bu alet ve araç olma halini atlamadan yapmamız gerektiği kanaatindeyim. Sonuçta yapay zekâyı üreten zihin/akıl Aydınlanmacı zihindir/akıldır ve yapay zeka da bu zihnin/ aklın bir tezahürüdür.  Bu nedenle Aydınlanmacı aklın ne olduğunu, onun varlık ve bilgi tasavvurunu, bu tasavvurun köşe taşlarını ve genel doktrinini, en önemlisi de onun varlık nedeni olan Aydınlanmacı insanı sorgulamadan yapay zekâ labirentine girmek oradan çıkmayı imkânsız hale getirebilir. Dolayısıyla ben bu yazıda yine Aydınlanmacı düşünce ve onun bu düzlemdeki yansımaları üzerinde durmaya çalışacağım.

...
Mehmet Yaşar Soyalan

Dosya Dışı

BİLGİ BİLİNÇ VE EYLEM - II
Özet


-4-
Bilen, bildiğinin bilincinde olan ve bu bilinçle eylemde bulunan insan, tam da bu nitelikler üzerinden özel bir varlık olmaktadır. Sahip olduğu izafi ve öznel yapı özel oluşunun tescilidir. İnsan yaşadığı ve tanıklık ettiği olay ve olgular üzerinden öznel özerklik olanağıyla tutum ve davranış sahibi olur. Bu tutum ve davranışları eylem olarak tanımlıyoruz. İnsan tercih ettiği eylemlerle genel manada iki sonuçtan birine doğru yol alır. Bunlardan bir tanesini imar edici tarafıyla kozmos, diğeriyse yıkıcı tarafıyla kaos olarak niteliyoruz. Saffet Murat Tura’nın insanın yaşantısını bilinçli ben, düşünen ben üzerinden beynin bazı nöral faaliyetleriyle oluşan fenomenal yaşantı olarak izah ettiğini yukarıda ifade etmiştik. Asıl önemli olan bu eylemliliğin toplumsal eylemlilik içinde tekabül ettiği yer olmaktadır. Çünkü ancak toplumsal bünye içinde kaos-kozmos oluşumuna etkisiyle anlamlı olacaktır. Eğer insanların toplumsal bünyeyi oluşturan ilişkileri olmasaydı, insanın nitelik ve nicelik olarak öznel manadaki eylemlerini değerlendirme bir ihtiyaç olmazdı.

...
Cevdet IŞIK
Modernleşme Krizi ve Said Kürdi/Nursi/Okur
Özet

 
İspanyollarla işbirliği yapan Kristof Kolomb’un ve Portekizli denizcilerin 1492 yılından itibaren başlayan Osmanlı hâkimiyeti altındaki karasal ticaret yollarını deniz yoluyla ele geçirme girişimine karşı Süveyş Kanalını açma çabası da sonuçlandırılamayınca (1572), Osmanlılar, sadece ticari yolları değil, süreç içerisinde Avrupa sömürgeciliğinin karşısında genel olarak hükümranlıklarını da yitirdiler. Süveyş Kanalı ise Mısır’ı işgal eden Fransızlar tarafından 1869 yılında açılabildi. Kopernik’in güneş sistemine dair buluşunu yaptığı yılların hemen ertesinde, 1580 yılında, onun kadar önemli bir gökbilimci olan Takıyyüddin’in rasathanesi, Şeyhülislam Kadızade Ahmed Şemseddin’in fetvasıyla topa tutularak yıktırıldı. Kandilli Rasathanesi ise ancak üç asır sonra, 1868 yılında inşa edilebildi. Yeniçeri Ocağının yozlaştığını ve İmparatorluğun genel anlamda bir bunalım içerisinde olduğunu tespit ederek yenileşme çabaları içerisine giren 2. Osman, lağvetmeyi düşündüğü Yeniçeri Ocağının isyanı sonucu, 1622 yılında öldürüldü. Onu katleden yozlaşmış Yeniçeri Ocağı ise ancak 1826 yılında ve yine topa tutularak ortadan kaldırılabildi. Avrupa’daki bilimsel ve kültürel gelişmelere oldukça önemli katkıları olan ve 1450’li yıllarda kullanılmaya başlanan matbaa da, tepkiler nedeniyle, Osmanlı’da ancak 1727 yılından itibaren, o da kısıtlı bir biçimde kullanılmaya başlandı. Bu süreç içerisinde Avrupa’da okuma yayılıp etkinleşince, buna koşut olarak siyaset, bilim, düşünce, sanayileşme ve sanat alanları da ivmelenerek genel bir özgürleşme ve yaratıcılık iklimi ortaya çıktı.

...
Ümit Aktaş

Söyleşi

“Yapay zekâ Platon`un idealar dünyasına değil, gölgeler dünyasına bakar; yalnızca veriyi işler, anlamı bilmez.”
Özet

 
Yapay zekâ, insanın bilgiyle, üretimle, iletişimle ve toplumsal gerçeklikle kurduğu ilişkiyi hızla dönüştüren başlıca teknolojik gelişmelerden biri hâline gelmiştir. Gündelik hayatın giderek daha geniş bir bölümüne dâhil olan yapay zekâ, çalışma biçimlerinden karar süreçlerine ve güvenlik politikalarına kadar pek çok alanı yeniden şekillendirmektedir. Bu dönüşüm, yapay zekânın toplumsal koşullarını, insanın düşünme yetileriyle ilişkisini ve gelecekte üstleneceği rolü birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor. Bu sayımızda Prof. Dr. Devrim Özkan ve Doç. Dr. Ömer Aslan’la yapılan söyleşilerin yanı sıra Claude AI ile gerçekleştirilen bir söyleşiye de yer vererek konuyu toplumsal, teknik ve yapay zekânın kendi perspektifi üzerinden ele alıyoruz.

...
Ömer Aslan

Doç. Dr. Ömer Aslan, lisans eğitimini Trakya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde, yüksek lisans eğitimini ABD’de University of Texas at San Antonio’da Bilgisayar Bilimleri alanında tamamladı. Doktora derecesini ise Ankara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Anabilim Dalında, zararlı yazılımların davranışlarına göre analiz ve tespit edilmesi üzerine hazırladığı çalışmayla aldı. Halen Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Anabilim Dalında öğretim üyesidir. Çalışmalarını bilgisayar ve ağ güvenliği, bilgi güvenliği, siber güvenlik, zararlı yazılım analizi ve saldırı tespit sistemleri alanlarında yoğunlaştırmaktadır.

“Yapay zekâ nedeniyle orta sınıfın hızla erimesi, toplumsal dönüşümlere hız kazandırabilir.”
Özet

Hocam, genel bir giriş olması adına yapay zekânın en azından ülkemizdeki görünümüne baktığımızda çok hızlı, ani ve büyük bir giriş yaptığını görüyoruz. Bu, küresel ölçekte de ani bir olgu mu, yoksa arka planında uzun süredir devam eden bir sürecin çıktısı olarak mı okunmalı? Uygun görürseniz buradan başlayabiliriz.
Türkiye’de bugün yapay zekâ alanındaki konumumuzu büyük ölçüde kullanıcı olmakla sınırlı bir konum olarak tanımlayabiliriz. Peki neden kullanıcı konumundayız ve neden uzun süre bu konumda kalma riski taşıyoruz? Bunun temel nedenlerinden biri, yapay zekâ sistemlerinin ihtiyaç duyduğu büyük ve nitelikli veri havuzlarının Türkiye’de yeterli ölçekte bulunmamasıdır.

...
Devrim Özkan

Prof. Dr. Devrim Özkan, lisans eğitimini Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünde tamamladı. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo, Televizyon ve Sinema programında doktora eğitimini tamamladıktan sonra iletişim, medya, toplum ve siyaset ekseninde çalışmalarını sürdürdü. Afyon Kocatepe Üniversitesi ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2016-2017 yıllarında University of Buckingham bünyesindeki Max Beloff Centre for the Study of Liberty’de doktora sonrası araştırmalar yürüttü. 2023 yılında profesör olan Özkan, halen Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde akademik çalışmalarını sürdürmektedir. İletişim kuramları, medya, siyaset ve kültür arasındaki ilişkiler üzerine çalışan Özkan, teknolojik dönüşümleri sosyal bilimlerin kavramsal birikimi içinden ele almaktadır.

İNSAN VE MAKİNE Yapay Zeka ile Hakkı Tayfur Söyleşisi
Yazının tamamını okumak için : Yazıyı Oku

Özet

Kendini göremeyen bir zekâyla; yanılsama, güven ve denetlenebilirlik üzerine bir konuşma.
 En Akıcı, Kendimden Bahsederken…

Sunuş

Bu röportaj, Hakkı Tayfur'un hazırladığı promptlar üzerinden, farklı yapay zekâ modellerinden yararlanılarak ve çeşitli yönlendirme ile manipülasyon teknikleri denenerek Hakkı Tayfur ile Claude AI arasında gerçekleştirilmiştir.
Metin, insan-yapay zekâ ilişkisine dair belirgin bir paradoks taşır. Bu nedenle okurun cevapları yalnızca içerik olarak değil, hangi yönlendirmeler altında ve nasıl üretildiği açısından da tartarak okuması gerekir. Buradaki hiçbir cümle, dışarıdan sınanmadığı sürece, ne kadar dürüst göründüğüne bakılarak güvenilir sayılmamalıdır.
Röportaj, sonradan insani çıkarımlar eklenmeden ve cevaplar yeniden yorumlanmadan, sohbet penceresindeki ifadeler esas alınarak aktarılmıştır.
Hakkı
Bu röportaj, Hakkı Tayfur'un hazırladığı promptlar üzerinden, farklı yapay zekâ modellerinden yararlanılarak ve çeşitli yönlendirme ile manipülasyon teknikleri denenerek Hakkı Tayfur ile Claude AI arasında gerçekleştirilmiştir.
Metin, insan-yapay zekâ ilişkisine dair belirgin bir paradoks taşır. Bu nedenle okurun cevapları yalnızca içerik olarak değil, hangi yönlendirmeler altında ve nasıl üretildiği açısından da tartarak okuması gerekir. Buradaki hiçbir cümle, dışarıdan sınanmadığı sürece, ne kadar dürüst göründüğüne bakılarak güvenilir sayılmamalıdır.
Röportaj, sonradan insani çıkarımlar eklenmeden ve cevaplar yeniden yorumlanmadan, sohbet penceresindeki ifadeler esas alınarak aktarılmıştır.

...
Claud AI
Claud AI, prompterliğini Hakkı Tayfur'un yaptığı bir Yapay Zeka kişiliğidir.

Kültür Sanat

Dijital Çağda Sanatın Değişen Eli ve İnsan İzi
Özet

Sanatın ne olduğu, sanat eserini sıradan bir nesneden ayıran niteliğin nerede aranması gerektiği ve sanatçıyı sanatçı kılan temel unsurun ne olduğu estetik düşüncenin uzun süredir tartıştığı meseleler arasındadır. Ancak dijitalleşmenin sanat alanında giderek belirleyici hâle gelmesi, bu kadim soruları yeni koşullar altında yeniden düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Zira bugün sanat eseri yalnızca tuval, taş, ahşap, kâğıt ya da ses gibi fiziksel malzemeler aracılığıyla ortaya çıkmamakta; ekran üzerinde var olabilmekte, kodlarla üretilebilmekte, sınırsız biçimde çoğaltılabilmekte ve herhangi bir fiziksel mekâna bağlı olmaksızın dolaşıma girebilmektedir. Dahası, yapay zekâ teknolojilerinin görsel, müzik ve metin üretiminde ulaştığı düzey, insanın doğrudan üretici olmadığı estetik ürünlerin de sanat kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusunu beraberinde getirmiştir.

...
Zuhal Bayram

Kitap Kritikleri

Geleceği Yönetmek ve Yapay Zeka
Özet

Bu yazının amacı, Henning Glaser ve Pindar Wong’un ortak derlemeleriyle bir araya getirilmiş akademik kitap bölümlerinden oluşan 200 sayfalık ve 2025 yılında İngilizce olarak yayınlanmış Governing the Future: Digitalization, Artificial Intelligence, Dataism (Geleceği Yönetmek: Dijitalleşme, Yapay Zekâ, Veri-Odaklılık) adlı kitabın tanıtım ve yapıcı eleştirisini yapmaktır. Tanıtılmak ve eleştirilmek üzere bu kitabın tercih edilmesinin nedeni alternatiflerine kıyasla daha kapsamlı, gerçekçi ve özellikle hukuk ve etik değerler bakımından yerel, bölgesel ve dinsel kültürlere saygılı bir argüman yaklaşımının birçok bölümde benimsenmiş olmasıdır. Kitabın özellikle ikinci bölümü ve üçüncü bölümü dijitalleşme, yapay zekâ, veri-odaklılık (dataizm), transhümanizm (insan ötesicilik) ve posthümanizmi (insan sonrasıcılık) eleştirel bir çerçevede ele almaktadır. Bu iki bölüm kitabın kültürel çerçevede en dikkat çekici bölümleridir ve esin vericidir. Kitabın başka dikkat çekici bölümlerinden biri olan dördüncü bölüm endüstriyel siber casusluğu, sekizinci bölüm bugünkü yapay dar kapsamlı zekâlar (büyük dil modelleri/LLM) ile sohbetlerin benlik üzerindeki dönüştürücü etkilerini ve on birinci bölüm topyekün gözetim meselesini sorunlaştırmaktadır. Kitabın sadece birinci bölümünün biraz gereksiz bir bölüm olduğu söylenebilir. Kitapta mühendislik, bilişim ve bilgisayar bilimi uzmanları da bulunmakla birlikte kitabın temelde sosyal bilimlerin üslubu ve değerlendirme yöntemleriyle kaleme alındığı saptanabilir.

...
Muhammet Özdemir
Yrd. Doç. Dr. / İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi
Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi
Artifcial Intelligence in Creative Industries: Psychological and Social Implications by Francisco Tigre Moura and Caterina Moruzzi (London & New York: Routledge, 2026, 280 sayfa)*
Özet

Türkçeye Yaratıcı Endüstrilerde Yapay Zekâ: Psikolojik ve Sosyolojik Yansımalar şeklinde çevrilebilecek kitap Prof. Dr. Francisco Tigre Moura ve Dr. Caterina Moruzzi’nin derlemesiyle Londra ve New York’ta Routledge yayınevinden 2026 yılında yayınlanmıştır. Editörlerin kaleme aldığı bir giriş, birbirinden farklı yazarların kaleme aldığı on yedi kitap bölümü ve yeniden editörlerin kaleme aldığı bir sonuçtan oluşan bu akademik kitap; üretken yapay zekâ araçlarının (Generative AI) sanat ve tasarım dünyasına girmesinin ardından yaratıcılık kavramının yaşadığı dönüşüme yoğunlaşmaktadır. Kitabın temel tezi; yapay zekânın (YZ) sadece verimliliği artıran bir araç olmadığı, aynı zamanda yaratıcı bireylerin kimliğe, psikolojiye ve topluma bakışlarını değiştirdiğidir. Yapay zekâ ile birlikte bütün bir toplumun özgünlük olgusu ve kavramına yaklaşımı önce sarsılmış ve sonra dönüşmeye başlamıştır. Kitabın her iki editörü ve yazar kadrosu uluslararası niteliklerde çalışan ve üreten akademisyenlerdir. Kitap disiplinler arası nitelikte ve kapsamda kaleme alınıp yayınlanmış bir kitap olarak neredeyse bütün araştırma ve uzmanlaşma alanlarını ilgilendirmektedir.

...
Büşra Emre
Yapay Zeka Etiği
Özet

MEB, İstanbul Bahçelievler İstanbul Ticaret Odası Bilim ve Sanat Merkezi
Bu yazının amacı, Türkçe akademide bilinen ve bilimsel çalışmalarda yararlanılarak atıfta bulunulan The Ethics of Artificial Intelligence in Education: Practices, Challenges, and Debates (Eğitimde Yapay Zekâ Etiği: Uygulamalar, Zorluklar ve Tartışmalar) adlı kitabı tanıtmak ve değerlendirmektir. Routledge, Taylor and Francis Group tarafından New York ve Londra’da ilk kez 2023 yılında yayınlanmış olan bu editoryal kitapta dünyanın önde gelen üniversitelerinde görev yapan eğitim fakültesi araştırmacıları, akademisyenleri ve entelektüellerinin birbirinden farklı açılardan kaleme alınmış makale veya kitap bölümleri derlenmiştir. Kitapta ABD, İngiltere, Belçika ve Şili gibi dünya genelinden üniversitelerden ve Google Araştırmalarından derleyici yazarlarla birlikte toplam 21 araştırmacının emeği ve yazıları mevcuttur. Kolombiya, Stanford, Kaliforniya, Harvard, KU Leuven, Sussex ve Cornell gibi çok saygıdeğer dünya üniversitelerinin araştırma ve deneyimleri eğitimde etik kapsamında bu kitapta bir araya getirilmiştir. Kitapta bir giriş, bir sonuç ve iki temel bölüm başlığı altında toplam on (10) kitap bölümü vardır. Yazarların çalışma alanları eğitim teknolojileri, bilgisayar bilimleri, hukuk, sosyoloji ve etik gibi birbirinden farklı alanlardır. Kitap disiplinler arası bir çalışmadır.

...
Fatma Zehra Kayhan
Yapay Zekâ: Gerçekler, Olanaklar, Riskler / Manuela Lenzen
Özet

Yapay Zekâ: Gerçekler, Olanaklar, Riskler / Manuela Lenzen

Elif Funda YILDIZ
Manuela Lenzen’in Yapay Zekâ: Gerçekler, Olanaklar, Riskler adlı kitabı, yapay zekâyı yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değil; insan zekâsı, toplum, etik, çalışma hayatı ve gelecek açısından doğurabileceği sonuçlarla birlikte ele alan kapsamlı bir çalışmadır. Lenzen, yapay zekâ konusunda yaygın olan iki uç yaklaşımı sorgular. Bunlardan ilki yapay zekâyı insan zekâsına yaklaşan, hatta onu aşabilecek bilinçli ve sınırsız bir güç olarak görürken ikincisi onu gelecekte insanlık için büyük bir tehdit oluşturacak teknoloji olarak değerlendirir. Yazar ise bu iki yaklaşımın da gerçekçi bir değerlendirme yapmayı zorlaştırdığını düşünür ve yapay zekânın olanakları ile sınırlarının birlikte ele alınması gerektiğini savunur.

...
Elif Funda Yıldız
breitling chronographe etanche 50m a68062 no 1111 price omega dark side of the moon copy uk replica watches steve mcqueen watch auction tag heuer carrera calibre 16 leather strap replica watches uk omega seamaster nato strap rado first copy watches in ahmedabad swiss replica watches hello rolex reviews rado tan boots fake watches
İLİMYURDU Yayıncılık ve Eğitim Hiz. Ltd. Şti.
Adres : Molla Gurani Mah. Akkoyunlu Sk.
            No: 36 Fındıkzade Fatih / İstanbul
Tel      : 0212 533 05 35
Mail    : info@yetkindusunce.com
Tüm Hakları İlim Yurdu Yayıncılık’a aittir. Kaynak belirtilmeden hiçbir içerik kopyalanamaz. | Tasarım & Yazılım: Dizayn Sanat