Benim Gözümle Coğrafyalar

Sayı:2 / Adalet ve İstikrar - Gezi Notları

Mehmet Azimli

Toledo’ya girerken bizi Endülüs mimari (Müdeccen) üslubuyla inşa edilmiş bir İstasyon binası karşıladı. Bu mimari üslubu artık her yerde hissedebiliyorsunuz. At nalı kemerler, beyaz-kırmızı renkli kemer yapıları vs.. 
Tarihi şehrin merkezinde yerleştiğimiz otelin esasen tarihte bir Müslüman mahallesi olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz. Şehrin merkezindeki Ulu caminin Miladi 1226’da yıktırılıp yerine inşa edilen Katedralin yakınlarındayız. Otelimizden katedrale giderken yoldaki tarihi binaların bir kısmında tahta üzerine oyulmuş Arapça ibareler görüyoruz. 
 
Otelimizin karşısındaki Saint İsabella kilisesi görünen yapısıyla tipik bir cami özelliğini gösteriyor. İçerisinde ve dışarısındaki Arapça yazıların kazındığını hissedebiliyorsunuz. Bahçesinde bulunan medrese tipli bir binada sanat müzesi eserleri tamir ediliyor. Ziyaretimiz esnasında orada bulunan bir İspanyol çalışana buranın aslını sormaya çalıştık. Bu esnada sadece İspanyolca bildiği için anlaşamadık. Türkiye’den geldiğimizi duyunca kendini işaret ederek kelime-i şehadet getirdi. Görünüşüne baksanız tipik bir Avrupalıydı. Ancak konuşarak anlaşamasak da ataları “morisko” olan birinin yeniden İslam’a dönmüş torunlarından olduğu anlaşılıyordu. 
 
Caminin (katedral) tam karşısındaki binanın çatı katında hala Arapça ibareler olan yazılar görünüyordu. Burası muhtemelen camiye ait bir kütüphane veya eğitim yeri olabilir. Toledo’nun Müslümanların elinden çıktığı tarih olan Miladi 1085’ten bu tarafa yaklaşık 1000 sene geçti. Bütün yıkıma karşı hala bazı izler bulabiliyorsunuz. Hıristiyan baskısı altında yaşayan Müdeccenlerin (İsp. mudejares) yaptığı ve halen aynı usul ile işleyen Endülüs hamamını orijinal bir şekilde görebiliyorsunuz. 
 
Mezquita del Cristo de la Luz’yı müzeye çevrilmiş eski bir cami olarak tesadüfen gördük. Endülüs’te yapılan ilk mescitlerden biriymiş. Yolumuzun üstünde gördüğümüz yapıyı, uzaktan görünce bizden bir şey olduğunu hissediyorsunuz. Yanına varınca duvarlarında kazılmaktan kurtulmuş Arapça ifadeler olayı yeterince izah ediyor. Ama iç ve dışı tamamen kazınarak kiliseye dönüştürülmüş
 
Tarihi Toledo’nun sokaklarında kimselerin olmadığı gece geç saatlerde sessizce yürürken bir zamanların güvenle yürünebilen Şam, Bağdat, Kahire, Bingazi gibi yerlerde niye böyle gezemediğimi düşündüm. Savaşı başka topraklara taşıyarak, hatta bizzat savaşlar çıkartarak kendine güvenli bir yaşam toplumu ortaya çıkaran Avrupa’nın işi bu. 
 
Hz. Peygamber’den yaklaşık 90 sene sonra ele geçirilen (93/712) Toledo, erken dönem diyebileceğimiz bir tarihte miladi 1085’te elden çıktı. Müslümanların Endülüs’ten ayrıldığı tarihten yaklaşık 4 asır önce (1492). Bu kaybın tek sebebi kesinlikle Müslümanlardı. Yaklaşık 60 yıl boyunca 15 kadar devlete bölünerek birbiriyle savaştılar. Müluku’t-Tevaif denilen bu dönem sonunda Müslümanların en değerli bilimsel faaliyetler ürettikleri Toledo düştü. 
 
Avrupa’lıların öğrencileri “İlim Toledo’dadır” diyerek yönelttikleri bu şehirde dev isimler yaşadı. İslam ilahiyatının her alanında yazmış Zahiriyye mezhebinin kurucusu ve savunucusu diyebileceğimiz İbnHazm, Toledo kadısı, rasathane kurucusu Said el-Endülüsi, “Endülüslü tarihçilerin sultanı” diye nitelenen İbnHayyan, Ortaçağ’ın en büyük astronomi bilginlerinden, Tuleytula’nın astronomi cetvellerini hazırlayan İbnü’z-Zerkale, XI. yüzyılda astronomi aletleri yapımıyla uğraşan İbrâhim b. Saîd b. Vezzan bunlardan bazıları. 
 
Bir Yahudi mahallesi ve çalışan bir sinagog halen mevcut. Ortaçağ’da üç semavi dinin bir arada yaşamasına imkan tanıyan ve bunu mimari eserlere yansıtan tarihi doku içerisinde Müslümanlar yok artık. Ne mahalleleri ne de bir camileri bulunuyor. Yukardaki ünlü şahsiyetlerin mezarlarının nerelerde olduğu ise hak getire. 
 
Çarşıdaki levhalarda Dımaşk kökenli süslü metal işleme zanaatı olan “damascino” ismini görebiliyorsunuz. Emevilerle Şam’dan getirilen bu sanat, günümüzde süs maksatlı kılıç üretimi halen devam ettiriliyor ve Toledo kılıcının meşhurluğunu aksettiriyor. 
 
Araplardan kalma gösterişli Alcantara köprüsünden geçerek Toledo’yu uzaktan seyretmek gerek. Tarihi kentin tam tepesinde Müslüman sultanlarca yapılan Alcazar (el-Kasr) müze olmuş ve gezmek istiyorsanız tam bir gününüzü ayırmalısınız. 
 
Sokaklarda Arapça’dan kalma kelimeleri her tarafta görebiliyor, hissedebiliyorsunuz. Arapça’daki çoğul eki olan “ad” şeklindeki kullanım “üniversitad” gibi bir kelimede devam ettiriliyor. Konuşma sırasında onay anlamında Bali (Arapça-bela)kullanılıyor. Madina (şehir), Alhicen (el-Hısan-kale) Local (el-cale-merkezi yer), Come (cemea-toplanmak gelmek), Battalin (tabur, kahramanlar), Hammam gibi birçok kelime korunuyor.
 
Toledo’ya 80 km uzaktaki Madrit’e hızlı tren ile ulaşılıyor. İsmi Arapça’daki “su kanalı” anlamına gelen  “mecra, macerit” kelimesinden geliyor. Endülüs’ten kalma hamam ve eski caminin duvar kalıntıları kalmış. Şu an park yeri (Emin Muhammet Parkı) olarak kullanılıyor. Müslümanlardan kalma Al-Kasr’ın yerine büyük saray inşa edilmiş. Sokaklarda Türkçe konuşarak dilencilik yapan Romen çingeneleri gördükçe insan kahroluyor. Esasen Türkçe ile dünya coğrafyasında ne kadar büyük bir güce ve etkiye sahip olduğumuzu ve bunu yitirmenin son aşamasında olduğumuzu da anlıyorum. 
 
Madrid, hiçbir tarihi cazibesi olmayan modern Avrupa’yı gösteren bir şehir. Esasen bir turist için bu birbirine yakın iki şehri gözlemleyerek batı ile doğu arasındaki mantaliteyi hissedebilirsiniz. Toledo’daki dinginlik, Madrit’te karmaşa ve yorgunluğa bırakmış. Toledo’da sessiz sokaklarda dolaşırken, Madrit’te kaldığımız otelin sokağı sabaha kadar insan trafiği ile kaynaşıyordu. Kenarda yol üstünde, soğuk altında uyumaya çalışan bir kimsesiz, sarhoş kız arkadaşını taşımaya çalışan bir delikanlı, grup olarak Barselona aleyhinde bağıran Real Madritli gençler gecenin görüntüleriydi. Hele bebeğinin altını temizlemekten kaçınırken bir elinde köpeği bir elinde tazyikli su şişesi ile köpeğinin duvarlara yaptığı idrarı temizleyen kadın görüntüsü… Modern keşmekeş ve her türlü devasa binalara bakınca Toledo’nun huzurunu arar olduk. 
İLİMYURDU Yayıncılık ve Eğitim Hiz. Ltd. Şti.
Adres : Molla Gurani Mah. Akkoyunlu Sk.
            No: 36 Fındıkzade Fatih / İstanbul
Tel      : 0212 533 05 35
Faks   : 0212 631 53 69
Mail    : info@yetkindusunce.com
Tüm Hakları İlim Yurdu Yayıncılık’a aittir. Kaynak belirtilmeden hiçbir içerik kopyalanamaz. | Tasarım & Yazılım: Dizayn Sanat