Ölüm

Sayı : 32
dosya:
Ölüm


Bilhassa günümüzde çok bileşenli bir problematik alanı ifade eden ölüm konusu, insanlık tarihi boyunca başat olarak üzerinde durulan bir mesele olmuştur. İnsanoğlunu bekleyen bir gerçeklik, hayatın döngüsünün sonlandığı bir durak, çaresiz bekleyişlerin ve hatta kimi zaman trajik sonların ana başlığıdır. Her insanın dünyaya geldikten ve bilinç kazandıktan sonra bir gün deneyimleyeceğini bildiği ve çoğu zaman kendisine yakıştıramadığı bir olgusal durum. Belki aklına geldikçe zihninin gerisine ittiği, yakınlarına uğradıkça insanı mahsunlaştıran ve yaptığı işten soğutan bir hatırlatıcı.
Bugün ”ölüm” konusunu gündemde daha da öne çıkaran birçok gelişmeler birlikte yaşanmaktadır. Bir kere “ölüm” geleneksel insanın kendisini ve yaşamının bir parçası kıldığı durumunun ötesine geçerek başedilmesi ve aşılması gereken bir fenomen olarak görülmektedir. Doğrusu bütün riskleri aşabileceğine dair inançla hareket eden modern zihniyet, “ölümü aşma”yı da stratejilerinden birisi haline getirmiştir. Geleneksel insanın teslimiyetine karşın, insanın bitmek bilmeyen ebediyet arzusuna yeni gelişmelerle imkan açma girişimleri devam etmektedir. Nitekim transhümanist politikalar tıp ve teknoloji alanındaki gelişmelerle insanı ebedileştirme çabalarına devam etmektedirler.
Diğer yandan ölüme dair yeni sorular tedavüle girmektedir. Ruhun ölümlü olup olmadığı, âhiret gibi klasik sorulara ek olarak kürtaj, ötenazi, bitkisel hayat ve fişi çekmek gibi başlıklar eklenmiştir. Açık bir şekilde yeni soru(n)ların geçmişten farklı olarak “ölüm”e karar verici bir özne olarak insana atıf yaptığı görülmektedir. Bu şekilde dünya ölçeğinde ölüm ve hayat stratejilerinin yeniden çizilmeye çalışıldığı bir dünya ile karşı karşıyayız.
Ölümün sıradanlaşması ve “ani”leşmesi de bugün toplumların deneyimlerinde daha çok yer tutmaktadır. Geleneksel düzen bir geçiş basamağı olarak gördüğü ölüme göre hayat döngüsünü düzenlemekte, ölüme hazırlık yapmakta ve ilişkilerini belirlemekte idi. Günümüzde ise hazcı yaşam biçimi ölümü bilinç düzeyine getirmek üzere ertelemekte ve unutmaya çalışmaktadır. Ölümün anlamının belirsizleştiği yerde ise hayatın da anlamı flulaşmaktadır.
Geçen yüzyıl ise modernitenin doruk noktaları yaşandıktan sonra, dünyada kitlesel ölümler yaşanmıştır. İki dünya savaşının blançosu yüksek düzeydedir. Daha da ötede toplama kampları insanın ölüm ve yaşam çizgisi ve sınırlarının “keyfi”lik ve “korku” ile belirlendiğini göstermektedir. Bugüne kadar devam eden zamanlar ise bölgesel çatışmalarla “ölüm”ün dünyanın geri kalanlarına kadar uzandığı bir manzarayı önümüze getirmektedir. Pandemi örneğinde de izleneceği üzere artık ölüm küresel felaket senaryolarının bir parçasıdır. Daha da kötüsü dünya lordlarının kendi otoritelerini deneyimledikleri toplumsal mühendisliklerin bir aracı haline gelmiştir ölüm.
İşte tüm bu mülahazalar ışığında Yetkin Düşünce dergisi bu sayısını ölüm konusuna ayırmıştır. Bu minvalde bu sayıya Mustafa Tekin, Celal Türer, Erol Göka, Ahmet keleş, Adem Sağır, Osman Dertli, Ali Öner, Saliha Uysal, M. Yaşar Soyalan, Kadir Canatan, Abdülkadir Altınhan, Gülsüm Kavuncu, Aslı Ateş Kaya, Muhammet Özdemir, Yıldız Ramazanoğlu, Cevdet Işık dosya konusu yazılarıyla katkıda bulunmuşlardır. Dosya dışı yazısıyla Esat Arslan “Küresel Çağ’da Müslümanca Roman Yazmak” konusunu işlemektedir.
Söyleşi kısmında konuyla ilgili çalışmaları da bulunan hayati Hökelekli Yetkin Düşünce’nin bu sayıdaki konuğu. Kendisi meseleyi din ve psikoloji arasındaki kesişim noktasında analiz etmeye çalışmaktadır. Kültür-Sanat bölümünde Zuhal Bayram’ın “Sönüş, Dönüş ve Sessizlik” isimli bir yazısını bulacaksınız. Kitap kritiğinde ise dosya konusu ile ilgili olarak Irvin Yalom’un “Güneşe Bakmak-Ölümle Yüzleşme” isimli kitabı M. Furkan İnan tarafından değerlendirilmiştir. Tüm yazarlarımıza katkılarından dolayı kalbi şükranlarımızı arz ediyoruz.
Bu dosya ile birlikte 8 yılı ve 32 sayısı geride bırakan Yetkin Düşünce Türkiye’nin entelektüel hayatında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. İçeriği, işlediği konular ve insanlara değen boyutlarıyla Yetkin Düşünce dergisinin toplumsal bir karşılığı oluşmuştur. Herhangi bir sermaye grubuna ait olmayan, kendi mütevazi imkanları ve gönüllülük esasına göre çabalarla vücut bulan derginiz Yetkin Düşünce’nin sizin desteklerinizle büyüyeceğine inanıyoruz. İnsanlığın bu zor zamanında “bugün”e ve “geleceğe” bir projeksiyon tutmak en temel hedefimizdir.
Derginiz Yetkin Düşünce 2026 yılının ilk sayısını “Yalan” Konusuna ayırmıştır. Aslında gündelik hayatın içinde sıradanlaştıkça önemsizmiş gibi gösterilen, öte yandan insanlığın aile içi sorunu olarak dikkat çekilmesi gereken bir alan gibi durmaktadır. “Hakikat sonrası” durumunda merkezi konulardan birisidir. Oldukça geniş çerçeveli bu meselede tüm yazarlarımızı katkı yapmaya çağırırken, sağlıklı, mutlu ve daha yaşanabilir bir hayat temennisiyle… 
 
 Mustafa TEKİN
Genel Yayın Yönetmeni 
Yetkin Düşünce Abonelik Yetkin Düşünce İnstagram Yetkin Düşünce Twitter Yetkin Düşünce Facebook Dergiyi İncele

Önceki Sayılar

breitling chronographe etanche 50m a68062 no 1111 price omega dark side of the moon copy uk replica watches steve mcqueen watch auction tag heuer carrera calibre 16 leather strap replica watches uk omega seamaster nato strap rado first copy watches in ahmedabad swiss replica watches hello rolex reviews rado tan boots fake watches
İLİMYURDU Yayıncılık ve Eğitim Hiz. Ltd. Şti.
Adres : Molla Gurani Mah. Akkoyunlu Sk.
            No: 36 Fındıkzade Fatih / İstanbul
Tel      : 0212 533 05 35
Mail    : info@yetkindusunce.com
Tüm Hakları İlim Yurdu Yayıncılık’a aittir. Kaynak belirtilmeden hiçbir içerik kopyalanamaz. | Tasarım & Yazılım: Dizayn Sanat