Söylemden Eyleme, Dil problemi

Sayı : 14
dosya:
Söylemden Eyleme, Dil problemi


Yerel ölçekten global düzeye kadar çok farklı siyasal, sosyal, sınıfsal vb. katmanlara asgari bir dikkat çekiş, gerilim ve çatışmanın yoğun olduğu bir dünyayı karşımıza çıkarmaktadır. İnsanlığı teorik ve yaşamsal olarak kapsayıcılık açısından yeterli olamayan politikalar, son kertede hem problemleri derinleştirmekte hem de yükselen farklı sorunlar eşliğinde insanlığın sinir uçlarını sürekli teyakkuzda tutmaktadır. Giderek derinleşen adaletsizlikler, artan baskılar, yoksulluk vb. sonucu oluşan dengesizlikleri, toplum ve siyasetin farklı kesişme noktalarında dil ve söylemler üzerinden de takip etmek mümkündür. Bu bağlamda Türkiye toplumunda da gerilim ve çatışma içeren bir dil ve söylemin giderek ağırlık kazandığını görmekteyiz.

Dil ve söylem konusunda oluşan bu negativite yerel ve küresel ölçekte meydana gelen sosyal, siyasal, ekonomik vb. gelişmelerin kavşağında belirginlik kazanmaktadır. Özellikle Batı’da modernliğin erken zamanlarında Norbert Elias’ın bahsettiği üzere kendisini gösteren gündelik hayatın kibarlaşması, bugün postmodern bir dönemde vülgarize bir dilin hakimiyetiyle sonuçlanmıştır. Bu bağlamda estetikliğini kaybeden dil ve söylem, maalesef pespayeliği rahatlık olarak tanımlama eğilimindedir. Dikkat edilirse bu yeni dil ve söylem, açıkça tüm sosyal, rol, ilişki ve kurumların yerinden edildiği bir belirsizliğe savrulmuştur.
Diğer yandan küreselleşme ile birlikte geri kalanlar aleyhine (The Rest) işleyen bir dünya giderek belirginlik kazanmaktadır. Pandemi sürecinde daha net görülmüştür ki, global ölçekli sermayeler giderek büyürken, işsizlik, yoksulluk diğerlerinin aleyhine gelişen bir kader haline dönüşmektedir. Bölüşümde adaletsizliğin derinleştiği bu global dünyada ırkçılıktan göçmen politikalarına, tabiatın tahribinden insan ilişkilerine kadar bir dizi sorun üzerinden dil ve söylemlerin negativitesi takip edilebilir. Farklı insani ilişkiler sosyal ve siyasal kesişme alanlarında dini, ideolojik, mezhebi ve hatta bilimsel bir forma bürünmüş bu dil ve söylemlerin, kimi zaman uyanışları görünür kılsa da, mevcudun meşruiyetini pekiştirici işlevinin baskın olduğu söylenebilir.
Dünya ölçeğinde tüketim ile yaratılan talep enflasyonu (arzuların kışkırtılması) ile daralan arzın arasındaki dengesizlik bu gerilimli dilin bir başka sebebidir. Zira dünyanın hiçbir kaynağı bu kadar arzuyu karşılayamaz. “Arzu”ların hiçbir şekilde ertelenmemesini isteyen postmodern tüketim dili, insanları taleplerini (arzularını) kontrol edemeyen bir varoluş biçimine göndermekte; arzuları kışkırtılan insanlar ise bir gerilim dili üretmektedir. Halbuki Aydınlanma, insanları ergen olmayış durumundan kurtarmayı vadetmekteydi.
Küçük bir boyutuna temas ettiğimiz, ancak devasa boyutlarıyla siyasal, toplumsal vb. birçok alanlarda insan ilişkilerini ve hayatı tehdit eder hale gelen dil ve söylem sorunsalını bu sayımızda ele almaya çalışıyoruz. İnsanlararası iletişimden söylemlerin kuruluşuna, felsefi olandan neo-liberal dile, sosyal medyadan sinemaya kadar farklı sorun alanlarında dil ve söylem konusuna dair analizleri bulabileceğiniz bu sayımızda Türkiye ve dünyanın önemli tartışmaları gündeme taşınmaktadır. Bu çerçevede bu sayımıza Mustafa Tekin, Muhammet Özdemir, Kadir Canatan, Yıldız Ramazanoğu, M. Yaşar Soyalan, Vejdi Bilgin, Ahmet Keleş, Celaleddin Çelik, M. Derviş Dereli, S. Mücahit İyiyolbulan, Süleyman Gümüş, M. Betül Üçer, Mustafa Sarmış, İsmail Kanbaz, Sevil Türkyılmaz dosya kapsamındaki yazıları ile katkıda bulunmuşlardır. Bunun dışında dergimizde sürekli yazılarını okuduğunuz Atasoy Müftüoğlu ve Ümit Aktaş’ın dosya dışı değerlendirmeleri size hitap etmektedirler.
Bu sayıda özellikle Türkiye’nin siyaset ve toplum ile ilgili konularda nitelikli analizleriyle tanıdığınız Ali Bayramoğlu ile dil ve söylem üzerine gerçekleştirilen söyleşiyi bulacaksınız. Kitap kritiği bölümünde Feyza Nur Kaleci ve Sevil Türkyılmaz’ın iki önemli kitabı değerlendirmeleri yer almaktadır. Tüm yazarlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Maalesef okuma oranlarının daha da azaldığı pandemi döneminde matbuat alemi çok boyutlu sorunları aşmaya çalışmaktadır. Popülerlik ve polemiğin giderek pirim yaptığı, laf yetiştirme ve içeriksiz rekabet dilinin yaygınlaştığı böyle bir ortamda, ilmi eserlere müracaat ile entelektüel tartışmaların güç kaybettiğini görmek samimi alim ve aydınları üzmektedir. Fakat buradaki en önemli sorun giderek artan nitelik kaybıdır ve bunun sıfır toplamlı bir oyunu beslediği maalesef fark edilememektedir. İşte böyle bir ortamda derginiz Yetkin Düşünce’ye olan kuvvetli destekleriniz, yazar ve okuyucusuyla entelektüel seslerin yükselişini sağlayacaktır.
Derginiz Yetkin Düşünce’nin 15 sayısı çok geniş anlamda “sosyal eşitsizlikler” başlığına ayrılmıştır. Giderek global ölçekte bariz hale gelen eşitsizlik konusunun farklı boyut ve içeriklerle ele alınması insanlığın önemli bir ıstırabına daha dikkat çekmek olacaktır. İnsanlığın merkezinde yer alan bu konuya tüm ilgili yazarlarımızı katkı yapmaya çağırırken, ihtiraslarından arındırılmış bir insanlık ve dünya temennisiyle… 
Yetkin Düşünce Abonelik Yetkin Düşünce İnstagram Yetkin Düşünce Twitter Yetkin Düşünce Facebook Dergiyi İncele

Önceki Sayılar

İLİMYURDU Yayıncılık ve Eğitim Hiz. Ltd. Şti.
Adres : Molla Gurani Mah. Akkoyunlu Sk.
            No: 36 Fındıkzade Fatih / İstanbul
Tel      : 0212 533 05 35
Faks   : 0212 631 53 69
Mail    : info@yetkindusunce.com
Tüm Hakları İlim Yurdu Yayıncılık’a aittir. Kaynak belirtilmeden hiçbir içerik kopyalanamaz. | Tasarım & Yazılım: Dizayn Sanat